Daha önce gelip bu güzellikleri keşfetmediğimize gerçekten pişman olduk. Evet, yolu biraz zorlayıcı, özellikle İstanbul’dan arabayla giderken.. Ancak, bu güzellikleri görmek için değer.. Zaten her yerde duyuyorsunuzdur, Kaş’ın doğal güzelliklerinin bozulmadan kalabilmesinin en büyük sebebi bu zorlu ulaşım yolu..
Rotamız Korkuteli- Elmalı üzerindendi. Daha kısa ancak çok çok fazla uçurum kenarlarından geçilen dar virajlar var. Bu sebeple bayağı yavaş gitmek zorundasınız. Bunun yerine Burdur Tefenni yolundan gitmek daha rahatmış diye öğrendik sonrasında. Ama tabii en temizi Dalaman’a uçakla gelip, buradan araba kiralamak..
Biz bayram tatilini fırsat bilip gittik. Kalabalığı size şöyle anlatalım; 2 hafta önceden aramamıza rağmen, balık restaurantlarının hiçbirinde yer bulamamıştık. Gittiğimizde de, bizden tecrübeli ve haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmış misafirlerin yemeklerini bitirip kalkmasını beklemek zorunda kaldık. Yani her gün saat 10.00’dan önce yemek yiyemedik.
Bir başka kalabalık mağdurluğumuzu da Limanağzı’na gitmeye çalışırken yaşadık. Merkezden Limanağzı’na doldukça kalkan tekneler var. Kişi başı 20 TL alıyorlar. Limanağzı’nda ise 4 adet Beach var: sağdan sola sırayla: Birol Beach, Oba Beach, Don Kişot, Nuri Beach. En iyilerinin Birol olduğunu öğrenmiştik. Teknemiz aslında her beach’te durarak içindekileri indirecekti. Ancak, Birol Beach’ten başlayarak, 4. Beach’e kadar hiçbiri bizi almadı!! Bindiğimiz tekneden inemeden aynen Kaş Merkeze geri döndük!
Ancak, en çok aklımız da Limanağzı’nda kaldı. Çünkü denizin muhteşemliğini gördük. Yemyeşik ve inanılmaz berrak bir deniz.. Kaş’a gittiğinizde mutlaka uğramalısınız.
Kaldığımız otel, Rhapsody Hotel. Çok memnun kaldık, tavsiye ediyoruz. Oteller bölgesi Küçükçakıl’da, yamaca kurulmuş, ve aslında Kaş merkez yolunun devamı gibi. En uzak otel merkeze 500 m. dir sanırım..
Oteller birkaç sıradan oluşuyor. Bizimki ilk sıradaydı. İlk sıradaki otellerin bir iyi avantajı denize girebileceğiniz kendi plajları var. Bir diğer avantajı ise nispeten daha az yokuş çıkıyorsunuz.
Bölge yamaca kurulu olduğundan, en zorlayıcı yanı yokuş çıkmaktı ve inanın ufacık bir bölge olduğundan hiçbir otelin asansörü de bulunmuyor.. Bebişli ve ufak çocuklu aileler için birazcık zorlayıcı olabilir.

Küçükçakıl’daki plajların hepsi kayalık. Eğer, ayağınız basarak/ yürüyerek denize girmek isterseniz, Büyükçakıl’a gitmenizi öneririz. Biz küçükçakıl’dan daha çok sevdik açıkçası.
Küçükçakıl dışında Çukurbaş Yarımadası’nda da kalınabilecek hoş oteller var. Deniz yine kayalık ve muhteşem renklerde.. Ancak belirtelim, yarımada Küçükçakıl’a nispeten çok sessiz, merkeze ancak araba ile ulaşabiliyorsunuz ve aldığımız duyuma göre akşamları yarımada girişinde trafik ve alkol kontrolu oluyormuş.
Restaurantlara gelince, hepsi birbirine benziyor. Küçükçakıl oteller bölgesinden merkeze doğru giderken solda “Bi Lokma” ve lokma standını gördüğünüz sokağa girin, işte size bütün restaurantlar.. Nereid meyhanesi, Ruhi Bey Meyhanesi, Bahçe Balık, Sako Meyhanesi, Üzüm Kızı Meyhanesi.. Genel olarak hepsi birbirinin aynı gibi. Biz Ruhi Bey, Nereid ve Sako’daydık. Favorimiz Ruhi Bey. Fonda 45’likler, şirin bahçesi ile bütün tattığımız mezeleri güzeldi. Balık dışında et/ ocakbaşı konsepti denemek isterseniz de Zaika’nın başarılı olduğunu duymuştuk, zaten içerideki kalabalıktan da bunu anladık. 3 günde 1 gün bile yer bulup oturamadık..
Biz 3 gün Kaş’ta kaldık. Zamanımız kısıtlı olmasaydı, bir 3 gün daha geçirebilirdik..
İşte size 3 günde Kaş’ta yapılacaklar;
- Gün:
Küçükçakıl’ın plajlarından bir tanesinde denize girmek. Eğer ön sıradaki otellerde kalıyorsanız, otelinizin plajından, değilse de Derya Beach veya Çınarlar Beach’ten denize girebilirsiniz… Bunların dışında Derya’nın hemen yanında herkesin faydalanabildiği bir belediye plajı da bulunuyor.
Ücretler konusunda genel uygulama şu şekilde, eğer şezlongunu kullandığınız işletmenin restaurantında birşeyler yer içerseniz şezlongtan para almıyorlar. Yoksa şezlong başına 7-10 TL arası bir ücret var.

Biz otelin plajını kullandık, otelde kalanlar için yemek- içmek- şezlong parası kuralları yok tabii. bu sebeple öğle yemeğimizi Kaş merkeze giden yolun üstündeki Kaş’ım ev yemeklerinde yedik. Hem sağlıklı hem de çoook lezizdi.
İlk akşam yemeğimizi Nereid Meyhanesinde yedik. Müzikler, mezeler hoştu. Fiyatlar Kaş ortalamasının biraz üzerindeydi.
Yemek sonrası Kaş merkezde dolaşabilir, AYI, De-Javu, No 11 veya Mavi Bar’da birşeyler içebilirsiniz. Echo Bar da çok eğlenceli görünüyordu.
- Gün:
Kahvaltımızı otelde yaptıktan sonra arabaya atlayıp direkt Patara Plajı’na gittik. Burada girişte şezlong ve şemsiyeleri ücretle alıyorsunuz.
Kaş’ın sıcağının ne kadar sıcak olabileceğini burada anladık biz! Kum inanılmaz derecede sıcak, yakıyor. Deniz ise tam kıvamında bir sıcaklıkta.
Buradan çıkıp, Saklıkent’e gittik. Buuz gibi sulardan geçip, kanyonda dolaşmak hatta kil banyosu yapmak sizi muhteşem hissettirecek. Kanyon’a girmeden veya dönerken göreceğiniz bu restaurantlarda ayağınızı buz gibi suya sokarak gözleme yemelisiniz.
Buradan Kalkan’a uğradık. Açıkçası bize pek cazip gelmedi ancak isterseniz sahildeki restaurantlarda akşam yemeği yenebilir.
En son dönüş yolunda ise Kaputaş plajına gittik. Gerçekten gördüğünüz renk evet! Ancak biz gittiğimizde çok kalabalıktı, belki de bu yüzden su çok bulanıktı.

Biz 2. Gece yemeğimizi Ruhi Bey Meyhanesi’nde yedik. En çok sevdiğimiz mezeler de buradaydı. En güzel müzikler de burada..
Sonrasında Mavi Bar’da bir şey içip, merkezde dondurma yemece..
- Gün
Kaş’a gelmişken Mavi Tur yapmadan dönülmez. Biz yapamadık (yine kalabalıktan dolayı!) ancak o kadar güzel şey okuduk ve duyduk ki, siz yapmadan dönmeyin.
Turlar ya Kaş merkezden kalkıyor, ya da duyduğumuza göre Üçağız Köyü’nden. Kekova’nın farklı koylarında denize girebiliyor, Batık Kent’i görüyor ve Kaleköy (Simena)’yı ziyaret ediyorlar. Buradaki doğa, deniz, manzara muhteşemmiş..
Biz ise bunun yerine Büyükçakıl plajına gittik. Koyun sağ tarafındaki Ada Beach’te takıldık. Lastik ayakkabılar burada olmazsa olmaz. Büyük çakıllarda bırakın terliksiz, terlikle bile yürümek ve denize girmek çok zor. İnanın bize, alın birer lastik ayakkabı..
Sağ ve soldaki kayalıkların girintilerinde irili ufaklı balıklar görmeniz mümkün. Bu sebeple deniz gözlüğünüzü de unutmayın deriz. Ama tabii su oralarda birazcık daha soğuk. Bir yerlerden kaynak suları geliyor.
Öğlen yemeğimizi de Ada Beach’te yedik, zeytinyağlıları de köfte patatesi de çok leziz..
Son gece akşam yemeğimizi süper bir manzara eşliğinde Sako’da yedik. Mezeleri ve kalamar dolması süper..