MILANO

MİLANO

16- 19 Ocak tarihlerinde gittik Milanoya, her gün hiç durmadan yağmur yağıyordu, sokakta satılan 2 kişilik kocaman şemsiyeler sürekli elimizde, caddeleri arşınladık, üşenmeden gezdik, tozduk, alışverişimizi de yaptık.

Milano oldukça keyifli, şehrin tarihi dokusu korunan, güzel yapıları görebileceğiniz bir şehir..Şehirdeki önceliklerimiz tarihi mekanlardan Duomo, Castello Sforzesco kalesi ve İsa’nın son akşam yemeğinin resmedildiği Last Supper. Sadece Last supper girişinde kişibaşı 6,5 Eur ödüyoruz ve yarım saatte bir 30 kişinin içeri alındığı sıramızı bekliyoruz. Duomo şehrin göbeğinde olduğundan Duomo’ yu istediğiniz her an ziyaret edebilirsiniz.

Alışveriş konusuna gelince ünlü markaların bulunduğu Via Montenapoleone oldukça cezbedici olsa da fiyatlar gerçekten çok yüksek. Caddeyi kesen sokaklarda Bulgary Hotel gözümüze çarpıyor. Caddenin sonuna doğru Cavalli ve Emporio Armani’ nin lüks ve güzel cafe restaurantlarına uğrayabilirsiniz. Ayrıca Cavalli gece mekanları arasında da ön plana çıkıyor, Dubai’ deki kadar fantastik olmasa da en çok tercih edilen klüplerden biri.

Gene bu cadde ile Duomo arasında yürürken Abercrombie’ ye uğramadan geçmiyoruz.

Saint Babila metro istasyonundan Duomo ya inen ve alışveriş ve cafelerin yoğunlukla bulunduğu bu caddede biraz alışveriş yapıyor birazda aperatif alıyoruz. Aperatif dedim çünkü her yerde Aperativo, Aperol ve Campari içiliyor ve bunların yanına fiks olarak cips, yeşil zeytin ve ufak yiyecekler ikram ediliyor.

IMG_2871

Duomo’ ya inerken sağdaki ara sokaklardan birinde Luini’ yi arayıp buluyor ve bizim geleneksel yağlı,pişi,hamur diye nitelendirdiğimiz ama İtalyan’ ların Panzerotti dediği ve içerisini farklı malzemelerle doldurdukları müthiş tadı yiyoruz… Tabi yemeden hatrı sayılır bir sıra bekliyor ve hatta tüm sokak boyunca herkesin her köşede Panzerotti yediğini görüp şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. En klasiği ve bizce en güzeli mozerella ve domatesli olanı, denemeden dönmeyin!

IMAG0148

Via Torino’ da alışveriş için uygun caddelerden biri, oldukça uzun ve farklı mağazaların yer aldığı bir cadde. Burada da alışverişimizi yapıyor ve Navigli’ ye (nehir kenarındaki semt) doğru keşfe çıkıyoruz. Ticinese üzerinden ilerliyor ve Navigli’ ye hatrı sayılır bir yürüyüş sonrası ulaşıyoruz. Navigli yazın çok keyifli olan her yerinde cafelerin bulunduğu çok sevimli bir bölge.

Alışveriş konusunda fiyatların uygun olduğu diğer bir bölgede Buenos Aires caddesi. Metro ile Loreto, Lima duraklarında bu caddenin üzerine çıkarsınız. Oldukça uzun geniş bir cadde ve farklı ve uygun fiyat seçeneklerinde alternatifler mevcut.

Yemek konusunda Ticinese’ deki restaurantları çok şirin bulduğumuzu söyleyebiliriz. Trattoria Toscana, Ticinese üzerinde yerel insanların yoğunlukla takıldığı çok şık bir restaurant. Burada çok keyifli bir akşam yemeği yiyoruz.

IMAG0229

Bir başka günde gene Duomo’ ya yakın Ferrari Store’ un yanındaki Charlestone da müthiş bir yemek yedik, İtalyan klasiklerinden ve menünün demirbaşlarından Fiorentina Steak verdiğimiz parayı her kuruşuna kadar hak etti. Öğlenleri ise Vittoria Emmanuel’ de cafelerde, Emporio Armani Cafe’ de ve bir günde atıştırmalıklarla (Luini ve aperatiflerle) geçiriyoruz.

Bu güzel şehirde şık ayakkabıları, çantaları ve birçok farklı marka seçeneğini buluyor ve bütçemize göre en güzel şekilde alternatifleri alışveriş çantamıza atıyoruz. Ocak ayında gittiğimiz için de şans bize güldü tabii, Ocak ayı indirim ayı.. Özellikle lüks markaları da satan ufak outletler şehir içinde birkaç bölgede karşımıza çıkıyor.

İşte size 3 Günde Milano’da gezilecek yerler

1. Gün

14.00 Milano Bergamo Havaalanından Merkeze (Stazione Centrale ) kişi başı 5 Eur’ya kalkan otobüsler var, yaklaşık 40-45 dakika sürüyor ve çok bekletmeden kalkıyor (Taksi opsiyonunu pek düşünmeyin çünkü 80-90 Eur arası ödemek zorunda kalabilirsiniz).

Otobüslerin geldiği merkezden metroya binip, otelimizin bulunduğu Loreto’ya gittik. Loreto nispeten uygun fiyatlı otellerin bulunduğu bir semt. Biz San Francisco Hotel’de kaldık, metrodan inince yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde şirin bir Hotel.

15.30: Otelin olduğu Loreto aslında ana alışveriş caddelerinden biri olan Buenos Aires caddesinin başında. Otele yerleştikten sonra Buenos Aires caddesini başından sonuna yürüyoruz. Piazza Lima, Piazza S.F. Romana, Piazza Saint Babila meydanlarından geçip Corso Vittorio Emanuele caddesinde buluyoruz kendimizi. Burası genlde bildiğimiz ve ulaşabildiğimiz markaların olduğu alış-veriş caddesi. Vitrinlere bakarak yürüyoruz, nasıl olsa buraya daha sonra yine geliriz diyerek. Vee.. Muhteşem Duomo’ya ulaşıyoruz. (bu yürüyüş yolu yaklaşık 1 – 1,5 saatimizi alıyor, yürümek istemezseniz Duomo’ya direkt metro ile gidebilirsiniz.)

IMAG0170

 

17.00: Duomo’nun ihtişamını seyredip (zaten bu gotik katedral İtalya’nın en büyük, dünyanında 5. en büyük katedrali olma özelliğine sahipmiş, nasıl etkilenmeyelim!), Sırtınızı katedrale verince göreceğiniz heykel Vittorio Emmanuele’e ait. Fotograflarımızı çektikten sonra Via Santa Radegonda’daki Luini’yi buluyoruz (Duomo’nun yanındaki sokakların birinde),paşa paşa sıramızı beklioruz ve sonunda panzerotti’lerimizi yiyoruz.

IMAG0168

 

17.30: Duomo’nun sağındaki Vittorio Emmanuele galerisine giriyoruz bu sefer. Mimarisiyle çok etkileyici olan bu alışveriş merkezi, İtalya’nın en eski alışveriş merkeziymiş. Galeri artı şeklinde inşa edilmiş, bir ucunda kendi etrafında dönen insanlar göreceksiniz, yerdeki boğa figürünün malum yeri üstünde tam bir dönüş yapınca şans getirdiğine inanılıyormuş. Şansa inanıyorsanız sizde dönüverin bir tur..

 

IMAG0220

18.00: Galerinin bir çıkışından çıkıp düz yürüyüp La Scala Tiyatrosunun bulunduğu meydana geliyoruz. Meydandaki Leonardo da Vinci heykeli ve tiyatro ile fotografımızı çekip, akşam yemeği için aynı yoldan geri dönüyoruz.

19.00: Piazza Duomo’da La Rinascente diye 6-7 katlı, bizdeki Beymen seviyesinde mağazaları olan bir alış veriş merkezi var, biz biraz burada zaman geçirip, akşam yemeği için de buranın en üst katını tercih ediyoruz. Duomo manzaralı restaurantlardan açıkçası yer bulabildiğimiz bir tanesinde oturup yemeğimizi yiyoruz, burada amaç manzara seyredip karın doyurmak..

 

 

20.00: La Rinascente’den çıkıp Corso Vittorio Emanuele caddesine doğru yürüyüp Tre Gazzelle’de sıcak çikolatamızı ve “conolli”lerimizi yiyoruz. Sıcak çikolataları süper, gerçek çikolatadan yapıyorlar belli ki.

21.00: buradan atlıyoruz metroya ve Navigli bölgesine gidiyoruz. Yan yana cafe/barların olduğubu bölgede kanal kenarından biraz yürüyüp, bölgeyi keşfetmeye çaılışıyoruz ancak dışarıdan pek anlaşılmadığı için rastgele seçiyoruz kendimize bir bar, söylüyoruz iki kokteyl, bakıyoruz keyfimize..

Metrolar gece 12’ye kadar çalışıyormuş diye duyumlar aldığımızdan 23.00 gibi Navigli’den otelimize harekete geçiyoruz.

IMG_2878

2. Gün

11.00 Klasik kruvasan ve kahve ile kahvaltımızı otelde yapıyoruz, sonra metroya binip Saint Babila durağında iniyoruz. Zaten metronun bir çıkışı Via Montenapoleone caddesine çıktığından, bu en lüks mağazaların olduğu caddeyi baştan başa yürüyoruz.

Caddenin bittiği yerden sola dönüp Via Manzoni caddesinden yürüyoruz, Piazza Scalayı geçip Piazza Cordussio’dan düz yürüyünce şirin mi şirin Piazza Castello çıkıyor karşımıza.

İçine girince arka tarafındaki uçsuz bucaksız gibi görünen bahçesinde yürümek istiyoruz ancak yağmur çok bastırdığı için yapamıyoruz. Siz gittiğinizde hava güneşliyse Cordussio caddesi üzerindeki pastanelerden alın tatlı- tuzlu yiyecek bişeyler, gidin kalenin bahçesinde keyif yapın.

IMG_2861

12.30: Last Supper- Leonardo da Vinci. Kalenin ana kapısında çıkıp sola dönün, yarım ay şeklinde kalenin çevresinden dolaşıp Via Minghetti sokağından Via G. Carducci’den yürürken sağınızdaki C.So Magenda sokağına girerseniz Last Supper” (İsa’nın Son Akşam Yemeği)’ın bulunduğu kiliseyi görürsünüz. İçerisi son derece sıkı korunduğundan ve içerideki havanın derecesinin sabit kalması gerektiğinden sadece belli sayıda ziyaretçiyi yarım saatlik aralarla gruplar halinde içeri alıyorlardı. Azmettik, bekledik ve bu eseri gördük.

IMG_2868

14.00: Müzeden çıkıp geldiğimiz sokak olan C. So Magenta’dan tekrar geri dönüyoruz. Sokağın sonundan sağa dönüp Via G. Carducci’den aşağı yürüyoruz.Bu caddenin sonunda solda Piazza S. Ambrogio bulunuyor, yine masallardan fırlamış gibi kalelerin kulelerin içinden geçip Via C.Correnti’den yukarı çıkıyoruz. Bu cadde ve bunun bağlandığı Via Torino bizim favori alış-veriş yerimiz oldu. Makul mağazaların abartısız hepsine girip çıktık.

17.30: Yürüyerek tekrar Duomo’nun ordayız. Aslında saat daha aperativo için erken ancak biz oturup dinlenmek amaçlı Vittorio Emmanuele galerisinin içindeki Savini Cafe’ye giriyor burada birer Aperol ile aperativo yapıyoruz. Aperativo Italyanların sadece içkiye para verip yanında ufak atıştırmalıklar alması. Aslında Italyanlar aperativo’yu ayakta uyguluyor, bu şekilde daha da ucuz oluyor ancak biz yorgunduk ve oturmayı tercih ettik. Tekrar Vittorio Emmanuele galerisine gitmek istemiyoruz derseniz de Scala’nın karşısındaki Trussardi Cafe’de bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

19.00: Metroyla otelimize dönüp biraz dinleniyoruz.

20.30: Akşam yemeği için metroyla Porto Ticinese’ye gidiyoruz. Ne kadar popüler olduğunu sonradan fark ettiğimiz Trattoria Toscana’da (Corso di Porta Ticinese, 58) yemeğimizi yiyoruz. Biz deniz mahsüllü makarna ile rissotto yiyip onların home-made şaraplarını içtik. Ve tabiî ki yemeğimizi tiramisu ile bitirdik.

IMAG0232

3. Gün

2 gündür aralıklarla yağan yağmur, son günümüzde şiddetini arttırarak ve durmaksızın yağmaya başlayınca, yeni yerler keşfedemeden, bilindik caddelerde dolaşıp, cafelerde oturup, durgun bir gün geçiriyoruz.

Akşam yemeğimizi yıllar geçse de unutamadığımız bir tat olan Fiorentina Steak ile yaptık. Duomo’ ya yakın Ferrari Store’ un yanındaki Charlestone da yediğimiz bu yemek tam anlamıyla enfesti. Et severlere kesinlikle öneriyoruz.

IMAG0254

23.00: Milano’ya veda ederken artık yağmurun şiddeti bir nebze azalmıştı. Biz de böylece Duomo gibi belli başlı yerleri gece de gezip, büyülenip otelimize dönebildik.

Yorum bırakın