New York

20140928_093504Şarkılar, şiirler yazılmış, filmler çekilmiş, fırsatlar şehri denmiş, giden dönmek istememiş.. Tarzınız, yaşam şekliniz nasıl olursa olsun burada kendinize ait birşeyler bulabilirsiniz.. Canlılık, Manhathan’da hiçbir zaman bitmeyen bir kavram.. Her daim kalabalık, ışıl ışıl, hareketli..

Biz Newyork’ta 3 gün geçirip Los Angles’a geçtik. 12 gün süren turumuz şöyleydi, Newyork’ta 4 gün, Las Vegas’ta 2 gün, Los Angles’ta 6 gün. Yetti mi derseniz yetmedi, 2-3 gün daha kalsak San Francisco’ya da geçmek isterdik.. Zaten yol uzun, gitmişken maksimum kalıp değerlendirmek gerekiyor..

Uzun zamandır nispeten ucuz biletlerini kovaladığımız Newyork biletlerimizi aynı Avrupa’da yaptığımız gibi bayağı önceden aldık ve Newyork’a THY’nin direkt uçuşuyla gittik. Inanın 10 saat nasıl geçti anlamadık bile. 2-3 film, biraz sohbet muhabbet biraz uyku ile zaman hızlıca geçti ve John F. Kennedy havaalanında bulduk kendimizi. Buradan Manhattan merkeze birkaç gidiş şekli var, taksiyle giderseniz 60 USD’ den az tutmuyor. Biz shuttle servisi ile gittik, kişi başı 20 USD gibi bir ücret. Manhattan’a girerken biraz trafiğe takılınabiliyor..

Otel tercihimizi yaparken merkeze yakın, hatta yürüyüş mesafesinde olmasına özen gösterdik. Bayağı bakındıktan sonra www.booking.com üzerinden Hilton Midtown’ da kaldık. Manhattan’da çok fazla sayıda Hilton var, hepsinin tarzı fiyatı farklı. İyi araştırma yapmak gerekiyor.

Ada çok büyük, genelde yürümeyi tercih etsekte, metroya da başvurduk tabii. Ara ara bilet kontrolleri oluyormuş, biz pek rastlamadık ancak biletiniz yoksa cezası büyük, riske girmek ister misiniz bilemeyiz, biz aldık biletlerimizi..

NY Map2

Amerika diyince akla tabii ki uygun fiyata alışverişte geliyor. Biletinizi aldığınız an, hatta bu seyahati planladığınız zamandan itibaren, Türkiye’den alışverişi kesmenizi öneriyoruz. Bavul bile almayın, orada Tommy Hilfiger, Samsonite gibi markaların büyük boylarını çok uygun fiyata bulabiliyorsunuz. Ancak, gitmeden kendinize bir alışveriş limiti de koymanızı tavsiye ederiz. Yoksa içgüdüsel olarak, özellikle bayanlar orada görecekleri fiyatları Türkiye’de göremeyecekleri için her bulduğunu alma eğiliminde olacaktır, bizden söylemesi!!

Restaurantlar

Benjamin Steak House : Yiyebileceğiniz en güzel steak’ler eminiz ki buradadır! Yanında Benjamin Home Fries ve kadeh house wine ile birlikte etlerin tadı damağınızda kalacak. Reklam gibi oldu biliyoruz ancak biz hala büyük bir iştahla anarız burada yediklerimizi.. mutlaka denenmeli. Rezervasyonsuz giriş pek mümkün değil tabii, ancak yeri çok kolay, yol üstünde giderken uğrayıp hızlıca rezervasyon yaptırabilirsiniz. 2 kişi 150 USD ödedik ama değdi. Hatta havaalanından shuttle bus’larla geliyorsunuz, tam önünde indiriyor. (Adres: 52 East 41st Street, New York, NY, 10017)

20140926_144828

20140926_201051

Peter Lugar Steak House Brooklyn: Burası da yukarıda bahsettiğimiz restaurantla aynı tarz, zaten Peter Lugar’dan ayrılan bir şef açmış Benjamin Steak House’u ama bizce boynuz kulağı geçmiş J burada da etler muhteşem tabii, laf yok. Peter Luger, NY ve steak dendiğinde akla gelen ilk restaurant. Hemen hemen her ünlüde burada yemek yemiş. Burada sadece nakit geçiyor, hazırlıklı olmak lazım, fiyatlar Benjamin ile aynı hemen hemen. (Adres: Peter Luger, Inc. 178 Broadway Brooklyn, N.Y. 11211 Reservations: 718-387-7400 )

IMG_5306

IMG_5312

Maze by Gordon Ramsey : O bir dünya markası, çok fazla yorum yapmaya da gerek yok, gelmişken bizim gibi değişik tatları en ünlü şeflerden birinin yorumuyla denemek istiyorsanız, burası tam yeri. Menüden en ilginç olanları seçip tadabilirsiniz, biz o şekilde yaptık. Burada da 2 kişi 160 USD gibi bir hesap ödedik. (Adres: The London Hotel’in altında- 151 W 54th St, New York, NY 10019, ABD)

IMG_5211 IMG_5213

Joint Burger : Otelin lüks ambiyansından sonra daracık bir koridordan kalın perdelerle kapanmış bu salaş mekan insanı biraz şaşırtsa da, zamanla alışıyorsunuz çünkü çok fazla sıra bekliyorsunuz. İnsanlar sırf bu burgerleri yemek için kuyruk bekleyip, mekanın küçüklüğünden oturacak yer bulamayıp, ayakta yiyorlar.. Siz de tatmalısınız. (Adres: Le Parker Meridien New York Hotel’in altında- 119 W 56th St, New York, NY 10019, ABD)

IMG_5363

Lombardi’s Pizza : New York’un ilk pizzacısıymış kendileri. Biz zaman bulup tadamadık, ancak pek bir duymuştuk. (Adres: 32 Spring St, New York, NY 10012)

Spice Market : Oturacak yer bulamadığımız için yemeklerini tadamadık, ancak geçerken uğradık ve içinin atmosferi çok hoştu, yemeklerinin de bir o kadar güzel olduğu yorumlarını okumuştuk. (Adres: 403 W 13th St, New York, NY 10014, ABD )

Sarabeth’s : İster kahvaltı, ister yürümekten yorulunca çay kahve ile birşeyler atıştırmak için buraya uğranmalı. Cupcake’leri tatlıları süper. (Adres: 40 Central Park South, 59th Street between 5th and 6th Avenues)

Magnolia Bakery : Bir kere dükkanın içi çok şirin! Bayanlar buradan mutfağınız için birşeyler almadan çıkmayacağınıza eminiz J Cupcake’leri de bir o kadar güzel tabii.. Upper West Side tarafındaki dükkana gidemiyorsanız, bu cupcake’leri Rockeffeler Center’da da tadabilirsiniz. (Adres: 200 Columbus Avenue at 69th Street)

Steak restaurantlarını ballandıra ballandıra anlatmışken, steak’lerle ilgili birkaç bilgi de verelim, menüden seçiminizi yaparken kolaylık olur;

Kobe Steak: Steak’lerin kralıymış, dünyadaki en lezzetli, en yumuşak ve en pahalı et cinsiymiş. Masaj yapılarak ve bira içirilerek büyütülen bu danalar, yaklaşık sekiz aya geldiklerinde muhteşem bir ete sahip olurmuş.

New York Sirloin Steak (bonfile) etin yağsız tarafıdır. Belirtelim, ete lezzet katan da daha çok yağıdır. Bu biraz kuru olur.

Dallas Steak / Rib Steak: Bildiğiniz büyük etli dana pirzola.

Rib Eye Steak (Antrikot): Bilinen en kıymetli steak Rib Eye Steak ( Antrikot ). Bu et yumuşak ve sulu olduğu için ızgarası en güzel olan ettir. Rib Eye Steak bir nevi Dallas Steak’in ( Rib Steak/Dana Pirzola ) kemiğinden ayrılmış hali de diyebiliriz. Newyork’ ta bunu mutlaka denemelisiniz, bizim de tercihimiz ya T-Bone ya da Rib Eye oluyor.

T-Bone Steak: En çok tüketilen ve bilinen steak’tir, T-Bone Steak. Adını kontrfile ve bonfilesini birbirinden ayıran ve T harfine benzeyen kemiğinden alır. T-Bone Steak hayvanın her omurunun dilimler halinde kesilmesi ile oluşurmuş.

Filet Mignon (Lokum): Dananın en yumuşak yeridir, eti ağızda lokum gibi dağılır.

Rack of Lamp: Kuzu kafes

Veal Chops: Bu da dana pirzola, ancak eti biraz daha kalın ve küçük.

Etlerin başında “dry aged” yazıyorsa, bu etin sıfır derecede, % 80 nem oranı ile yaklaşık 20 ila 30 gün arasında bekletildiği anlamına gelirmiş. Bu süreç boyunca etin içinde bulunan tüm zararlı dokular sinir ve kolestrollü etmenler ortadan kalkıp, etin içindeki mikroorganizma ve enzimler bu süreç boyunca bu görevi görürmüş. Böylece dinlenen et, yumuşayıp lezzet kazanırmış. Dry age sistemi sırasında kesinlikle tuz ya da baharat kullanılmazmış.

Bloğumuzu yemek bloğuna dönüştürmeden, son olarak, nereye giderseniz gidin, steak yemek istiyorsanız yanına en güzel kırmızı şarap gidecektir. Aksi takdirde, kırmızı et, beyaz şarabın tadını bastırır, kırmıza şarap ta beyaz etin tadını ezer. Zaten çoğu steakçi de house wine (ev yapımı kırmızı şarap) vardır ki, kendi etlerinin bu şarapla dengelendiği anlatmak isterler. Bu durumda önden de bir peynir tabağı çok hoş gider tabii.

Gece Klüpleri/ Barlar

Meatpacking District Newyork gece hayatının nabzını tutar. Buyrunuz Newyork’ ta gece gidilecek yerler. Ayrıca yeni açılan mekanları, trandleri araştırmakta fayda var, gitmeden önce. Bu siteden detay öğrenebilirsiniz; http://socialyeti.com/meatpacking-district-clubs-good-will-make-say-f-word/

Le Bain : Meatpacking District’in en popüleri. Biz gittiğimizde yarım saat kapıda sıra bekledik ve her bekleyeni de içeri almadıklarına şahit olduk. Giyim kuşamınız düzgün olacak yani, aşırılık yapmayacağınıza ikna olacaklar. İçerisi iki kat. İlk katta sıcak havuz niyetine kullanılan büyükçe bir küvet var. İkinci katta ise bir krepe standı var. İkinci kat çatı katı olduğundan üstü açık, tabi sadece yaz aylarında. Enteresan bir yer, gidip görmekte fayda var, NY gençliği burada takılıyor. (Standard Otel’in üst katı- 848 Washington at 13th Street New York, 10014)

IMG_5226

The Raven: Burası da çok popüler ve şık bir kalabalığı varmış diye duymuştuk. Yine Meatpacking Districk’te.

10ak: Meatpackinging Districk’in en geç kapayan, partileri en son biten klübü olarak biliniyor.

Blue Note: Meatpacking District’te Caz Bar’a gitmek isterseniz, burası en iyisiymiş.

Provocateur: Buraya da gitmedik ve içeri girmesinin güç, içerideki fiyatların da diğerlerinden pahalı olduğunu duyduk.

Alışveriş

Century 21 (Adres: 9/11 Tribute Center’ın karşısı- 22 Cortlandt Street New York, NY 10007) : Benim favori mağazam.. Çok büyük ve neredeyse her marka var ve uygun fiyata. Kıyafet, çanta, ayakkabı ve bavul. Size tavsiyemiz ufak veya varsa eski bir bavulla gitmeniz ve buradan büyük bir bavul almanız yönünde. Hem uygun fiyata marka ve kaliteli bir bavul bulabilirsiniz, hem de bavulunuzu yenilemiş olursunuz 🙂

TJ Maxx : Burası da ikinci favori alışveriş mekanım. İçerisinin Century 21 gibi düzenli olmadığına bakmayın, gezinirken burada da birçok markanın daha ucuz fiyata satıldığını göreceksiniz.

Macy’s (Herald Square ) : Burası da uygun fiyata gece kıyafetleri bulabildiğim bir yer. Yine çok katlı ve birçok marka var. Kendinizi kaybedebilirsiniz. Ev ürünleri de çok güzel, tabii bavulunuzda yer kaldıysa!

Soho : Her tarza ve keseye uygun, çeşit çeşit mağazaların olduğu bir bölge zaten Soho. Çekinmeden dalın ara sokaklara, keyfinizce gezinin..

Blooming Dales (504 Broadway ): Burada da yine designer markaları bulabilirsiniz. İndirimine denk gelince bayağı uygun fiyatlı olabiliyor.

Victoria’ s Secret (Herald Square ): Birçok yerde var, ancak sanırım en büyüğü Herald Square’deki. Bayanlar bir gidilip görülmeli burası J

Abercrombie : Evet, artık heryerde var, ancak ilki ve en büyüğü 5th Avenue’daki.. Sanırım en kaslı ve yakışıklı erkekler ve en güzel kızlarda burada 🙂 Ortamdaki parti havasından kıyafet filan göremiyorsunuz zaten. (Adres: 5th Ave, New York, NY 10019, ABD)

Hush Puppies Shoes : Causal ayakkabıları olan, cici bir ayakkabıcı. Rahat ve şık babetler var bayanlar 🙂 (Adres: 717 5th Ave, New York, NY 10022, ABD )

Woodbury Common: Biz Vegas ve LA’ de outlete gideceğimizden buna gitmedik ancak çok büyük ve yine birçok markanın olduğu bir outlet olduğu söyleniyor. Bir gününüzü harcamanız lazım çok büyük. Sabah 10 akşam akşam 9 saatleri arası açık ve 200’den fazla mağaza var. New York otobüs garından outlete otobüsle ulaşmak mümkünmüş ve her saat başı otobüs varmış diye okumuştuk, yol da yaklaşık bir saat sürüyormuş. Detaylı bilgi için http://www.premiumoutlets.com/outlets/outlet.asp?id=7

  1. Gün

9-10 saatlik yolculuk bitti, yukarıda bahsettiğimiz seçeneklerden biriyle Manhattan’a vardınız, otelinizi buldunuz, bavulları bıraktınız. Saatin öğlen saatleri olduğunu düşünürsek, bu günü değerlendirmek adına en az yorucu ve efektif hareket “sightseeing bus” turunu bugün yapmaktır. NY’ta bu olay biraz pahalı evet, bizim zamanımızda 50 USD gibi bir fiyatı vardı ancak, ana görülecek yerleri otobüs olmadan gezebilseniz de bu otobüsler hem Brooklyn, Harlem gibi yürüyerek gidemeyeceğiniz yerlere de sizi götürüyor, hem de belli başlı yapıların tarihlerini özelliklerini size anlatıyor. Bu kadar yol gitmişken, görülmesi gereken herhangi bir yeri, anıtı, parkı, binayı atlamak istemediğimiz için biz gezdiğimiz her yerde olduğu gibi New York’ta da bu otobüsleri kullanıyoruz. Güzergahına göz atmak isterseniz; http://eng.bigbustours.com/newyork/route-map.html

IMG_5169

IMG_5270 IMG_5271

17.00 : Otobüsten Central Park ile 5th Avenue kesişiminde indiğinizi düşünerek, 5th Av’den mağazalara (mesela Apple Store hemen central Park 5th Ave kesişiminde), binalara bakarak Rockefeler Center’ı görüp, Times Square’e gitmenizi öneririz. Buraya vardığınızda en büyük oyuncakçı dükkanı Toys R Us, M&M, Hard Rock Cafe, Planet Hollywood ve Broodway oyunlarının biletlerini bulabileceğiniz TKTS gişesi sizi bekliyor olacak. Eğer Times Square’e gittiğinizde hava karardıysa (ki bu meydanı mutlaka gece de görmenizi öneriyoruz) alın yandaki Starbucks’tan birer kahve, oturun TKTS gişeleri üzerinde bulunan kırmızı merdivenlere ve bir adım geri çekilip bu ışıltılı, hareketli, karışık ama muhteşem dünyayı seyredin.

20140927_192111

20140926_185343

Bu arada ufak bir ipucu verelim, TKTS gişelerinde o akşam oynayacak oyunlar için hala yer kalmışsa , belli saatler arasında biletlerde %50’ye varan indirim oluyor. Bu gişeye bakıp, o akşam için bilet varsa mutlaka alın kaçırmayın. Broadway’e kadar gelmişken Broadway Show’una gitmemek olmaz!

20.00 : Biz buradan Benjamin Steakhouse’a yemeğe geçtik. Burayı tercih etmezseniz ilk gün Planet Hollywood veya Hardrock Cafe’ de güzel opsiyonlar arasında.

IMG_5371
Hard Rock Cafe
IMG_5374
Planet Hollywood

2. Gün

Bugünümüzü de Downtown’a ayırıyoruz. Özgürlük Heykeli, Financial Districk, Wall Street, World Trade Center Anıtı, Century 21, China Town, Soho, Little Italy göreceğiniz yerler. Hatırlatmakta fayda var, biz ikinci gün Century 21 ve Soho’ya uğradığımızdan alışverişte yaptık, alınanları kolayca taşımak için otelden çıkmadan sırt çantanızı unutmayın deriz.

09.00 : Güne Özgürlük Heykeli’ni (Statue of Liberty) görmekle başlayabiliriz. Bu heykel Manhattan Adasının dışında küçük bir adada olduğu için, isterseniz bu küçük adaya gidebilir, Özgürlük Heykeli’ni yakından görebilirsiniz. Buraya giden ferry’ler, Battery Park’tan kalkıyor ancak adaya gitmek isterseniz en az yarım gününüzü gözden çıkartmalısınız. Alternatif olarak, bizim yaptığımız gibi heykeli uzaktan görüp fotoğraflamak size de yetecekse, Staten Adası’na giden “Staten Island Ferry” ye binebilir, yol üzerinde heykelin yanından geçerken fotoğraflayabilir ve inceleyebilirsiniz. Bu feribot aynı zamanda dönüşte güzel bir New York City manzarası da veriyor, kaçırmayın. 1 saat gidiş, 1 saat dönüş, yaklaşık 2 saat kadar sürüyor hızlı turda.

IMG_5287

IMG_5293

11.30 : Battery Park’tan yürüyerek Wall Street’e gidiyoruz. Wall Street’in en önemli heykeli olan Charging Bull’u (Wall Street Bull) görüyor, önündeki insan selinin geçmesini bekliyor, fotograf çektirmeler bitmek bilmeyince, bu bronz boğayla yalnız kalamayacağımızı anlayıp, biz de kenarından köşesinden fotoğraflıyoruz.

12.30 : Boğayı da geride bırakıp bu sefer World Trade Center Anıtı’na doğru gidiyoruz, dışarıdan görmemiz yeterli oluyor zaten, sonrasında kendimizi hemen yanındaki Century 21’a atıyor ve bir süre kendimizden geçiyoruz.

14.30 : Century 21’dan çıktığımızda karnımız acıkmış oluyor haliyle, yol üstündeki Bento Sushi Bar’da karnımızı doyuruyoruz.

Biz buradan sırasıyla City Hall, China Town ve Soho’yu yürüyerek, ara sokaklara gire çıka gezdik. Beğendiğimiz kafelerde oturup kahvemizi tatlımızı yedik. Sonra hem alışveriş torbalarımızı bırakmak, hem de birazcık dinlenip, gece için refresh olmaya metroyla otelimize döndük.

20.00 : NY’ ta ki ikinci günümüzde yukarıda da bahsettiğimiz Gordon Ramsay’ in restaurantı Maze’ i denedik.

22.00 : Dün yorgun olduğumuzdan göremediğimiz New York gece hayatını ikinci gün Le Bain’ e giderek sonuna kadar yaşadık, gördük. Burayı tavsiye ediyoruz.

3. Gün

Bugün ise Midtown’u geziyoruz. Sırasıyla; Metropolitan Museum of Arts, Central Park, St.Patricks Cathedral, Rockeffeler Center, Bryant Park ve içerisinde bulunan Public Library, Empire State Building,Herald Square ve isterseniz Madison Square Garden bugün gezeceklerimiz arasında.

09.00 : Öncelikle kapıda sıra olabileceğini düşündüğümüzden güne Metropolitan Museum of Arts ile başlıyoruz. Biletleri kapıdan almamız, içeriyi gezip çıkmamız yaklaşık 1,5 – 2 saat sürüyor. (Adres: 8th Ave, Central Park karşısı)

11.00 : İlgilinizi çekiyorsa Metropolitan Museum’dan sonra hemen onun yakınındaki Museum of Natural History’ ye gidebilirsiniz. Biz bunun yerine Central Park’ta biraz yürüyüş yapıp, sonrasında da bisiklet kiralayıp, 1 saat bisiklete binip, yeşilin tadına vardık. Bisikletleri bıraktığımız yerden bir blok ötede Barney’ s’ e girip, biraz bakınıp, sonrasında da kahvelerimizi içtik (Barney’s adres: 660 E 61st St at Madison Avenue). Buradan ister Madison Avenue’ den, ister Park Avenue’ den ister 5th Avenue’ den aşağı doğru yürüyebilirsiniz.

Eğer bugün son gününüzse tam bu arada Joint Burger’ e gitme zamanıdır. (Adres: Le Parker Meridien New York Hotel’in altında- 119 W 56th St, New York, NY 10019).

Bizim bir yarım günümüz daha olduğundan, Madison Ave’den yürüyüp, St Patricks Cathedral’ ı gördük, sonrasında da Rockefeller Center’a yürüdük (Adres: 5th ve 6th Ave arası 49.St). Biz dışarıdan resimleri çekip yolumuza devam ettik ve bir gökdelenin tepesine çıkma hakkımızı Empire State’ten yana kullandık. Ancak isterseniz Rockefeller Center’ın en tepesindeki “Top of the Rocks” a da çıkabilirsiniz.

Rockefeller’den sonra Bryant Park’a gittik (Adres: 5th Ave, 41. Street), birer sandviç eşliğinde kahvelerimizle biraz oturup dinlendik. Tabi bu yerlere giderken mağazalara da girip çıkmaktan insan yoruluyor!

Bryant Park’ın hemen yanında New York Public Library var, isterseniz içeri girip bir kitap havası soluyabiliyorsunuz.

Buradan ayrılıp Empire State Building’e doğru yol alıyoruz (Adres: 5th ve 6th Ave arası 33rd Street.). Empire State’e çıkmak için azıcık kuyruk beklediğimizi de belirtelim. Sanırım burası hiç boş olmuyor..

Buradan çıkıp ister 7th Ave’deki Madison Square Garden’ a uğrayabilir, ister Broadway – 6th Avenue kesişimindeki Herald Square’ de zaman geçirebilirsiniz. Herald Square’ de Macy’s, Victoria’s Secret gibi görmeden gitmemeniz gereken mağazalar var.

18.00 : Herald Square’ den Broadway boyunca yürüyüp yine Times Meydanı’ nda buluyoruz kendimizi. Eğer hala bir Broadway show’ una gidemediyseniz TKTS gişelerinde şansınızı tekrar denemenizi öneririz. Biz yine kahvemizi alıp kırmızı merdivenlere oturup koşuşturan insanları ve ışıltıları seyrettik.

20140926_183321

20.00 : 3. Günümüzü Peter Lugar’ a ayırdık. Sonrasında ise yine Meatpacking Districk tarafına gittik ancak ertesi gün akşama doğru Los Angles uçağımız olduğundan bavul yapmamız gerekti, çok geçe kalmadık.

4. Gün

Bugün kısa bir özet gibi 5. caddeyi geziyor, times square’ e uğruyor ve gitmeden Joint Burger’ de öğle yemeğimizi yiyoruz. Uçağımızın 16.00 civarında olduğunu göz önüne alırsak artık havaalanına doğru yola koyulmalıyız.

Bye Bye Muhteşem New York, yeniden gelmek dileğiyle..!

Yorum bırakın