NICE, CANNES, ANTIBES, MONACO, MONTE CARLO
Gitmişken ayrımcılık yapmayıp hepsini gezmek lazım. Biz bu sefer tatili uzun tuttuk, 7 gün kaldık. Gezilecek yerler 3-4 günde bitiyor, geri kalan günlerde denizin ve güneşin tadını çıkarttık.
Havaalanından merkeze 98 no.lu otobüsle 30 dk.da gidiyor, 6 eur. Havaalanı kapısından çıktıktan sonra sağa dönün, yolun karşısındaki otobüsler..
Cote D’Azur bölgesi Avrupa’nın diğer yerlerine göre pahalılığıyla ünlenmiş bir bölge, biz de test ettik onayladık. Önceden araştırmış, uyarıları almıştık, restaurantlara/plajlara girmeden menülere ve fiyatlara bakmakta gerçekten fayda var.
Bütün sahil boyunca hem halk plajı, hem de özel plajlar var. İster havlunuzu alıp halk plajına gidin, ister 18- 22 Eur arası giriş fiyatı olan plajlara. Bu fiyatlara şezlong ve şemsiye dahil. İçerdeki fiyatlarda ortalama restaurantlar seviyelerinde. Ayrıca isterseniz bu plajlara yiyecek ve içeceklerinizle de girebilirsiniz..
Nice’in plajı taşlık, öyle havlusunu serip yatanlara bakmayın siz, kalıncana bir havlu, hasır gibi bir şey götürün yanınızda, yoksa o taşlar işkence olabiliyor. Aynı şekilde taşların üstünde yürümek ve denize ulaşmakta bayağı zorlayıcı, lastik bir ayakkabı almanızı tavsiye ederiz. Bizim gibi hassas, alerjik, beyaz cildiniz varsa, bunlara ek olarak bir de şemsiye taşımanız gerekiyor. Bu durumda da özel plajlar imdadınıza yetişebiliyor. Şezlongta gölgede, taşların en azından bir bölümü düzleşmiş olarak daha rahat edebilirsiniz. Yok ben bunları yapmak istemiyorum, taş sevmem derseniz de, buyurun Cannes’a! Orada plajlar kum.
Biz tam ortada olduğu için Nice’te kaldık, oradan toplu taşıma (tren ve otobüs) kullanarak Cannes, Monaco, Monte Carlo, Antibes, Eze Village ve St Paul de Vence’e gittik. Araba kiralayabilseydik St Tropez hatta Portofino da planlarımız arasındaydı ancak Thrifty, Sixth, Europe Car ve ara sokaklardaki araba kiralayan birkaç yere daha bakmamıza rağmen, arabaların tükendiğini veya çok rağbet olduğundan 2-3 katı fiyatlara olduğunu görüp vazgeçtik. Siz araba kiralamayı düşünüyorsanız, mutlaka gitmeden internetten rezervasyon yapın.
Hem hafta içi, hem de hafta sonu mekanları sokakları görme şansımız olduğundan kıyaslayabildik. Eğer birkaç gününüz varsa, mutlaka Cumartesi’yi Nice’te geçirin. Ana caddesi Promenades des Anglais daha bir canlı, eğlenceli, mekanlar daha müzikli oluyor. Ayrıca mutlaka bir beach partiye rastlarsınız Cumartesi..
Restaurantlara gelince, başlıca yemekleri güzel bir şarap veya şampanya eşliğinde, deniz ürünlü makarna, pizza, midye, istiridye. Gittiğimiz ve araştırdığımızda güzel olduğunu duyduğumuz bazı restaurantlar şöyle;
Nice
– Boccaccio (7 Rue Massena): Deniz ürünlerinde 1 numara. Tabakları dev gibi, 2 kişilik tabaklarında 4 kişi doyar.. Seafood paella, seafood basket (aşağıda resmini göreceğiniz tabak), mussels, kızartma seafood tabağı etc.. hepsi ayrı güzel görünüyordu. Biz seafood basket ve kızartma tabağını yedik, ancak paella’sı hakkında da bayağı övgü almıştım. Paella ve seafood basket 35 Eur civarı. Yer bulmak çok zor, ancak mutlaka bekleyin ve burada yemek yiyin deriz…
– Cafe De Turin (5, place Garibaldi): Burası da aynı şekilde deniz ürünlerinde 1 numaraymış, Boccaccio ile yarış halindelermiş. Zaten kapıdan girişte sizi tezgahtaki istiridyeler (oyster) karşılıyor.
– La Petit Maison (11, rue Saint François de Paule): Akdeniz mutfağı, fiyatları diğerlerine göre daha pahalı (kişi başı 100 Eur civarı), ancak her daim kalabalık, yer bulmak çok zor. Canlı müzikte yapılıyor ve eğlenceli, nezih bir ortam sunuyor. Önceden rezervasyon yapılmalı.
– La Voglia: İtalyan Restaurantı deniz mahsüllü makarnası (Spagetti aux Fruits de Mer), lazanyası (Lazagne al Forno) ve köfte ve yumurta ile karıştırdıkları “Maccheroni Ziti” gibi farklı ve güzel makarnaları var.
– Villa D’Este: La Voglia ile aynı olduğunu düşündüğümüz, yine İtalyan Restaurantı, menüsü bile yukarıdakiyle aynı, lezzetleri de süper..
Cannes
La Pizza Cresci (3, Quai St Pierre): Pizzaları ile ünlü, ilk restaurantı Cannes’da açmış, bu sebeple buradaki daha meşhur, dilerseniz Nice’te de var. Pizzalar 11- 13 Eur arası değişmekle birlikte bunlar yarım pizza fiyatıdır.
La Palme D’or: Gitmedik ancak çok popüler olduğunu duyduk. Yer bulması da zormuş.
Monaco- Monte Carlo
Burada adres belli, Cafe de Paris. Casino’nun kişi başı 10 Eur’ya önce içini geziyorsunuz, sonra çıkıp bu Cafe de Paris’te atıştırmalık veya bol kremalı (!) dondurmalarından yiyorsunuz.
Eze Village
Le Pinocchio– Zaten çok fazla restaurant, cafe opsiyonu yok, burası da bayağı kalabalıktı biz gittiğimizde..
Cote D’Azur bölgesinde yukarıda saydığımız deniz mahsülleri, pizza, makarnanın yanında üstüne ançuez, ton balığı, yumurta koydukları Salade Niçoise meşhur. Bir öğlen deneyebilirsiniz.
Oteller
Le Karr: Burası bir otel değil aslında, bir apartman dairesi. Biz booking.com’dan bulduk. Nice’teki otellerin fiyatlarına oranladığımızda fiyat faydası çok iyi. Merkeze yakın, temiz ve şık. Studyo gibi düşününi içinde mutfağı da var. Rue Longchamp’te, yani Place Massena’ya 5 dk. yürüyüş mesafesinde.
Biz core D’Azur’un tam ortasında olduğu için Nice’te kaldık ancak herşeyde olduğu gibi oteller de burada normalin üstünde. durum böyle olunca biz bu sefer arayışlarımızı booking.com üzerinden airbnb.com ‘a yönelttik. Apartman dairesi olduğu için Le Karr burada da karşımıza çıktı. bu araştırmada farkettik ki, Nice zaten apartman dairesi kiralamaya çok müsait bir şehir. o kadar çok dairesini kiraya veren var ki. Biz uzun kaldığımız için 7 gün kesintisiz kalabileceğimiz bir daire bulamadık burada, sanırım geç araştırmaya başlamıştık, ancak https://www.airbnb.com/ ye bakmadan bir otel seçmeyin deriz.
İşte size bizim yaptığımız program. İster kısa gidin bu programın ilk 4 gününü yapın, isterseniz bizim gibi uzatın, son günleri deniz güneşle iç içe geçirin.
1.Gün
14.00: Uçaktan inmenizin ve otele yerleşmenizin saat 14.00’i bulduğunu düşünürsek ilk gününüzü Nice’i gezmeye ayırabilirsiniz. Sightseeing Bus’lar bu iş için ideal. Biz L’Open Tour’a katıldık, Jarden Albert 1er’in sokağından kalkıyor, tam adres “6, Avenue des Phocéens”. Fiyatı kişi başı 22 Eur, yaklaşık 1 saat sürüyor.
16.00: Sightseeing Bus’tan indiğiniz yerden, atlıkarıncaya sırtınızı verip yürüdüğünüzde (yani Promenades des Anglais’nin en uç tarafına) Le Parc du Chateau’ya gidip bütün şehri tepeden görün. Yukarı hem merdivenleri çıkarak, hem de asansörle çıkabilirsiniz. Biraz sıra oluyor ancak asansör en iyi opsiyon, sanırım belli bir saate kadar çalışıyor. Yorgunsanız parkın içindeki cafe’de bir şeyler atıştırıp, içebilirsiniz.
17.00: Le Parc du Chateau’den inip Cours Saleya tarafına, yürüyün, bu sokaktan yürüyerek (akşam da buraya geleceğinizi düşünerek) Place Massena’ya gidin. Bu geniş, ferah meydandaki ortasında Apollo heykelinin olduğu Fontaine du Soleil (Güneş Çeşmesi)’ni görüp, meydandaki olası gösteriler, konserlere ve tren yolundaki direklerin üstüne yerleştirilmiş heykellere (7 heykel 7 kıtayı temsil ediyormuş) bakınarak zaman geçirebilirsiniz.
Place Massena; Avenue Jean Medecin, Avenue Felix Faure, Bouldvard Jean Jaures, Avenue de Verdun ve Rue Gioffredo gibi önemli ve geniş caddelerin birleşme noktası. Bu sebeple önce Rue de France’e (yayalara kapalı, restaurantların ve ufak butiklerin olduğu bir sokak), sonra da Avenue Jean Medecin’e yürüyebilir, birazcık alış veriş yapabilirsiniz. Alışverişe meydanın başındaki Galleries Lafayette’ten başlamak güzel olabilir. Mağazalar saat 19.00’da kapanıyor.
20.00: İlk gün yemeği Boccaccio (7 Rue Massena)’da yemenizi öneriyoruz. Biraz sıra olabilir, bekleyin deriz. Deniz mahsüllü paella veya aşağıdaki tabak en popülerleri.
22.30: Burada gençlik Rue Rosetti ve civarındaki ufak sokaklarda takılıyor. Bugün ilk gün, yorgunsanız Fenocchio’da bir dondurma yiyip geceyi sonlandırabilirsiniz veya Rosetti’nin en kalabalık mekanlarından Wayne’s de kendinize bir yer bulup geceye devam edebilirsiniz.
2.Gün
Bugün sırasıyla St Paul de Vence, Cannes’a ve sonrasında Antibes’e gidebilirsiniz.
09.30 – 12.00 : Le Meridien Hotel’in yanındaki Albert 1er/ Verdun durağından kalkan 400 no.lu otobüs ile St Paul kasabasına gidebiliyorsunuz. Otobüs her 30- 40 dakikada bir var.
St Paul, ortaçağdan kalma tarihi evler, evlerin aralarından fışkıran çiçekler, restaurant, kafe ve en önemlisi yan yana dizilmiş sanat galeriyle muhteşem bir yer. Ünlü sanatçıların, büyük ustaların eserleri buradaki galerilerde sergilenmekte. Sebebi ise fakirlik dönemlerinde yemeğe karşılık eskiz, heykel, kanvas değiş tokuşu yapmış olmalarıymış. Mutlaka uğramalı, görmeli, en az 2 saat harcamalısınız.
12.00 – 13.00 : Geldiğiniz 400 no.lu otobüs ile tren garında inin, Cannes trenini yakalayın, yaklaşık 45 dakika sürüyor.
Tren istasyonundan sağa dönüp, karşıya geçin, La Fayette’in sokağından önce Rue D’Antibes caddesini, mağazaları gezip, sonra sahile inebilirsiniz. Festival binasının hemen yanındaki parktan “Cannes Cinema Tour” adındaki gezi trenleri kalkıyor, toplam 1 saat sürüyor ve kişi başı 10 Euro. Sizi bir uçtaki Palm Beach’ten öbür uçtaki Musee De La Castre tepesine götürüp, Cannes’ı tepeden görmenizi sağlıyor.
Trenden indiğiniz yerden Festival Binasını da geçip caddenin sonundaki La pizza Cresci (3, Quai St Pierre)’yi görüyorsunuz. Biz iki bira eşliğinde bir pizza pepperoni söyledik, menüde yazan porsiyon pizzaların yarım pizza olduğu gerçeğiyle sonradan tanıştık..
Yemeği de yedikten sonra biraz da Cannes güneşinin tadını çıkartmak gerek diyerek gözünüzü kestirdiğiniz bir plaja veya Palm Beach’e havlularınızı serebilirsiniz. Nasıl olsa burada da halk plajları çoğunluk…
18.00 – 20.00 : Cannes’dan Antibes trenle 3-4 durak. İnince tek yapmanız gereken arnavut kaldırımlı sokaklardan geçerek Picasso Müzesini bulmak ve çevresini gezip surların tepesinden manzaranın tadını çıkartmak. Geç gittiğiniz için müze kapalı olacaktır.
20.00 : Nice’e geri dönüyoruz. Akşam yemeğini La Voglia veya Villa D’Este’de yiyip yemeği koca bir tabak profiterolle tatlandırabilirsiniz.
Sonrasında Rue Rosetti’deki barlara gidilebilir. Biz gitmedik ancak araştırmalarımız sonucu Bodeguita del havana ya da Klomp dans etmek için iyi mekanlar olduğunu okuduk.
Alternatif olarak (özellikle Cumartesi ise) sahildeki plajlarda (varsa beach party’de) zaman geçirebilirsiniz.
3.Gün
Bugünü de önce Eze Village, sonrasında da Monaco ve Monte Carlo’ya giderek değerlendirebilirsiniz.
08.30 – 09.30 : Güne Cours Saleya’daki pazardan kahvaltılıklarımızı alarak başlıyoruz. Bir kruvasan, meyve veya daha lokal olalım diyorsanız “Socca” yani incecik ezilmiş fırın patates yiyebilirsiniz.
09.30 – 11.00 : Eze Village’a giden 82 no.lu otobüsler Garibaldi meydanındaki saat kulesinin altından veya Port tarafındaki Ile de Beaute caddesinin yukarısındaki Max Barel durağından kalkıyor. Biz Max Barel’den bindik. Yol 1 saat sürüyor. Otobüs 1,5 Eur, tren ise 7,5 Eur.
Bu köy de dik bir tepeye kurulmuş bir ortaçağ köyü, gerek evleri gerekse manzarası
görülmeye değer. En tepesinde Jardin Exotic, yani kaktüs bahçesi var. Bu bahçenin manzarası ise muhteşem, uzaklardan taaa Cannes’a kadar görebilirsiniz.

Dar sokakları ve Chateau Eze’yi gezince burası bitiyor. 112 no.lu otobüsle Monte Carlo’ya yola çıkıyorsunuz siz de..
13.00 – 16.00 : Monte Carlo’da inip “Jardins du Casino” dan geçerek Casino’yu gezmenizi öneriyoruz. İçerisi kişi başı 10 Eur’ ya geziliyor, pasaportunuz yanınızda olmasa bile ehliyeti kabul ediyorlar. Buradan çıkıp, karşısındaki Cafe de Paris’te atıştırmalık, veya dondurmalarından yiyebilir, gelen geçen lüks arabalara bakabilirsiniz.
Sonrasında ise yine bir şehir turu atmak, belli başlı yerleri görmek amaçlı sightseeing bus’lara binmenizi öneririz. 1 saat sürüyor ve sanırım 20 Euro idi kişi başı.
16.00 – 20.00 : Monaco- Monte Carlo turu çok uzun sürmeyeceğinden biz yine Nice’e dönmüştük, siz de bu şekilde yapabilirsiniz.
Restaurant olarak La Petit Maison (11, rue Saint François de Paule)’u veya Cafe de Turin’i deneyebilirsiniz.
Bugün hazır kumarhane geziyorken akşam da Palais de la Méditerranée’e gidebiirsiniz. Le Merridien Hotel’in altında, Nice’teki en iyi kumarhane deniyor kendisine.
4.Gün
Nice’in tadını çıkartıyoruz. Güne yine Cours Saleya’daki pazardan kahvaltılıklarımızı alarak başlıyoruz. Bu sefer zamanımız bol, çiçekçilere hatta kurulmuşsa bit pazarına daha çok zaman ayırabilirsiniz.
Nice’ in başlıca caddesi Promenades des Anglais’i yürüyebildiğiniz kadar yürüyün, Negresco Hotel’i görün, hatta içini gezin.
Bisiklet kullanımı çok yaygın, siz de kiralayabilirsiniz. Yol kenarlarında kilitli gördüğünüz “Velo Bleu” bisikletleri günlüğü 1 Euro’ya kiralayabiliyorsunuz ve her yarım saatte bir götürüp bırakırsanız ek bir ücret almıyor. İlk kiralamada telefonla bir numarayı arayıp, kredi kartı bilgilerinizi bırakıyorsunuz. Sonrasında bisikletlerin orada yazan yönlendirmeleri takip edip bir numarayı aradığınızda sizin olduğunuzu otomatik anlıyorlar ve kilit açılıyor.
Sonrasında Nice’in ister halk plajında ister özel plajlarında denize girebilirsiniz. Biz bir gün Negresco’nun önündeki Blue Beach’ten, bir gün de Lido Beach’ten denize girdik. İkisi de
16 – 18 Eur civarında (şezlong+ şemsiye) ve ikisi de güzeldi. Öğlen yemeklerini orada yemek zorunda değilsiniz, dışarıdan sandviç, cips, içecek getirenleri de gördük..
Hala midye (Moules Mariniere) yemediyseniz bu akşam deneyebilirsiniz. Bir tencere içinde midyeler; yanında patates veya salata, ev yapımı roze şarap.
Gece ise Place Massena’daki pub, club’lara gidebilirsiniz. Özellikle hafta sonu daha kalabalık daha canlı oluyorlar.
Ancak, yazın gidiyorsanız partilerine katılıp, Promenade des Anglais’deki şık gece kulüplerinde de gidebilirsiniz. Benim yaptığım hatayı yapıp plaj partisine topuklu ayakkabı giymeyin tabiki. Bliss (12 Rue de l’Abbaye) diye bir gece klubu’nün de iyi olduğunu duymuştuk.












