SAKIZ ADASI (CHIOS)

2 yıldır 19 Mayıs tatillerini Çeşme’de geçiriyoruz. Evet, deniz hala soğuk oluyor ama girilmeyecek gibi değil.. Hava da süper oluyor, ne bunaltıyor ne üşütüyor ve en önemlisi yazın o Alaçatı’nın adım atamadığınız kalabalığı olmuyor! Tavsiye ediyoruz..

Bu sene gelmişken uzun zamandır aklımızda olan Sakız Adası’na günübirlik  geçelim dedik. Sakız’a geçmek için geçerli bir pasaport ve Schengen vizesinin olması gerekiyor. Yeni çıkan bir uygulama sanırım, vizeyi kapıda da alabiliyorsunuz.

Çeşme Liman’da “Ertürk Lines” zaten iki ulaşım firmasından biri, pasaportumuzu veriyoruz ve yaklaşık 7-8 dakikada ikimizin işlemlerini halledip, biletimizi alıyoruz. Bilet tanesi 30 Eur artı damga pulu 2 Eur.

Feribot sabah gidiyor ve tek opsiyon olarak akşam dönüyor. 09.15 ve 18.15 saatlerinde. Ada da büyük olunca bir de araba kiralamak gerekiyor, feribotta inip sola dönüp sakız merkeze doğru yürürken zaten araba kiralama şirketlerini görüyorsunuz. Biz 28 Eur’ya “Europe Car Economy” den bir düz vites Nissan Micra kiraladık.

Zamanımız kısıtlı olduğundan en çok görülmesi gereken yerler olarak okuduğumuz adanın güney tarafına gittik.

İşte size 1 günde Sakız Adası’nda sırasıyla gezilmesi gereken yerler;

  • 11.15-12.30: Sakız (Chios) Merkez

Bu arkadaşlar 14.00- 18.00 arası siesta yaptıklarından öncelikle mağazaların olduğu merkezi gezmek gerekli diyerek arabamızı aldığımız gibi ara sokaklara bir yerlere park ediyoruz ve yürümeye başlıyoruz. “ Aplotarias” denen cadde ana caddelerden başlıcası, mağazalar butikler içlerinden gezip tekrar arabamıza dönüyor ve ada turuna başlıyoruz.

  • 12.30-14.30: Kalamoti Bay ve Kamari Bay

Arabamızı kiraladıktan sonra ilk durağımız bu bahsettiğim koylar ve buralardaki Komi, Emporios ve Mavra Volia plajları.  Mavra Volia’nın siyah volkanik taşlardan oluşmuş bir kumsalı var, denize girmeye niyetliyseniz burayı öneriyoruz. Zaten tura katılanlar da buradan denize giriyorlar.

Avrupa’ın çoğu yerindeki gibi buralar da halk plajı. Bilemedik sezon mu açılmamıştı, yoksa hep mi böyle ama plajlar bomboştu. Deniz belli ki güzel ancak biz de girmedik.

Ada’da yollar çok uzun, biz giderken yanlış yolda olduğumuzu ve kaybolduğumuzu düşündük ancak değil, yollar uzun ada büyük, tereddüt etmeyin.

  • 14.30-14.40: Armolia

Burası da seramikleri ile ünlüymüş, zaten ilk girişteki dükkanlardan Armolia’ya seramik cennetine geldiğinizi anlıyorsunuz. Buralar aynı zamanda atölyeymiş. Arzu ederseniz siz girip bakabilirsiniz, benim pek seramik merakım olmadığından, bir sonraki durağımıza hızlı bir geçiş yaptık.

  • 14.40-15.40: Pirgi

Arabayı meydana koyuyoruz, geometrik desenli evlerin oldğu dar sokaklara park etme yasağı var. “Entrance” oklarını takip ederek gezmeye başlıyoruz. Sokaklar başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz geometrik desenli gri-beyaz evler ve bazı yerlerde bunlara eşlik eden kırmızı çiçeklerle dolu ve çok güzel görünüyor.

  • 15.40-16.45: Mesta

Yine arabamızı meydanda bırakıp, sokakların arasından yürümeye başlıyoruz. Sanki sokaklarda değil de bir ortaçağ kalesinin dehlizlerinden, labirentli yollarından yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Çok etkileyici, sanırım burası da dünyanın sayılı yerlerinden biri, kolay kolay bu tarz yapılar, sokaklar göremezsiniz.

Dilerseniz burada meydanda da birşeyler yiyebilirsiniz, biz tercih etmedik, hediyelik birkaç şey alıp Sakız merkeze doğru yola çıktık.

17:00- 18.15: Sakız (Chios) Merkezi

Artık karnımız acıktığından sahildeki cafe/ restaurantlara şöyle bir bakıp, Delfinia’ya oturduk. Yerel biraları, patates, kalamar, salata ve karides söyledik, karides dışındakiler ehhh fena değildi.. Bir Yunan balıkçısı bulup deniz ürünlerinin tadını çıkartamadık açıkçası..

Yemeğimizi yedikten sonra daha önceden gidip göz gezdirdiğimiz “Reçelci Rena” ya tekrar gidiyoruz, sakızlı türk kahvemizi, sakızlı likörümüzü, mandalina ve fıstıklı reçelimizi alıp çıkıyor, benzinimizi doldurup arabamızı geri veriyor, Çeşmeye doğru yolculuğa başlıyoruz. Sakızlı ürünlerin yanısıra mandalina reçelini şiddetle tavsiye ediyoruz.

Yorum bırakın